Nişantaşı Meyhanesi, iletişim bilgileri ve tüm restoranlar hakkındaki tüm bilgiler

Nişantaşı Meyhanesi, Nişantaşı, Şişli, İstanbul restoran yorum,
menü, fiyat, adres, harita, fotoğraf, rezervasyon, telefon numarası,
iletişim bilgileri ve tüm restoranlar hakkındaki tüm bilgiler https://www.nisantasimeyhanesi.com

Meyhane adabı nedir?

Meyhane adabı nedir?
Eskinin klasik meyhanelerinden geriye çok az örnek kaldı. Bu meyhanelerde içkiye eşlik eden yemeklerin az ve öz seçilmesi, küçük lokmalarla, eskilerin ‘çatal ucu’ diye tabir ettiği şekilde yenmesi makbuldü. Kavun, peynir ve beyaz leblebiyle bütün geceyi geçirmek de; piyaz, turşu, tarama, tuzlu balıkla, humus, favayla belki ciğerle devam etmek de vardı ama hepsi her zaman kararında. Paylaşmak, sohbet etmek bu kültürün ve sofranın asıl olmazsa olmazı. Bugünün yeni nesil meyhanelerinde masaya donatılan onlarca meze, ara sıcak çilingir sofrasının hafif eşlikçi adabını bozan unsurlar. Neticede meze bir teknik, yeni tatlara, deneyimlere açık. Bugün yaşanan çeşitlilik; şeflerin meyhane konseptine kattığı yaratıcılık, hepsi güzel. Meyhanenin bu kültürü doğru yaşatması sofranın muhabbetini paylaşanların, doğru iyi seçimler yapmasına kalıyor diyebiliriz.

meyhane

Nişantaşı’nın ışıltılı sokaklarında güne ve gecenizi aydınlatan özel mekanlardan… Adımınızı ilk attığınız andan itibaren dekorasyonuyla ve atmosferiyle sizi sarmalayan Nişantaş Meyhanesi, kış bahçesiyle de her mevsim “güzel” kalmanın yolunu biliyor. Böylesi hoş bir mekanın mutfağından çıkan tatlar da doğal olarak göz alıcı… Ispanak borani, patlıcan salata, paprika dolma, levrek marin ve saganaki gibi mezeler; dört peynirli börek ve yaprak ciğer gibi sıcaklar, et severlere bonfile şiş; balık severlere somon şiş gibi özel seçenekler; Balkanların tadı damakta kalan tatlısı Trileçe; Nişantaş Meyhanesi’nin bir hayli övülen tatları arasında sayılıyor. Eğer sizler de Nişantaş Meyhanesi’nde kendinize ait bir sofraya kurulmak isterseniz yapmanız gereken tek şey nişantaşı meyhanesi’nden rezervasyonunuzu yaptırmak. https://nisantasimeyhanesi.com

Nişantaşı Meyhanesi
Nişantaşı Meyhanesi

Geçmişten bugüne meyhane kültürünün tarihi

Geçmişten bugüne meyhane kültürünün tarihi
Duayen Vefa Zat’ın ‘Rakı Ansiklopedisi’nde tasvir ettiği “küflü şarap kokan” ama mezelerinin lezzetiyle hatırda kalan eski meyhanelerde önceleri şarap içilirmiş. Anason güzelimiz rakıyla tanışıldıktan sonra rakı yanına tüketilen yemeklerin kültürü de, meyhaneler de bu doğrultuda gelişmeye başlamış. Osmanlı Dönemi’nin ‘Gedikli’ denilen belgeli meyhaneleri, her akşam dolup taşar, patronlarına barba, tezgahın başındaki meyhane ustasına mastori denilirmiş. Boydan boya bar gibi uzanan büyük tezgâhın çevresinde şarap ve tuzlu balık fıçıları olur, içeriye doluşan müşteriler fasulye piyazı, turşu, leblebi gibi meyhanenin baş mütevazı mezelerini yavaş yavaş içkilerine eşlik ettirirmiş. Mutfakların her zaman düzenli ve tertemiz olduğu Gedikli meyhaneler hakkında en çok hatırlatılan bilgilerden. Tanzimat ve Cumhuriyet sonrası Gedikli meyhanelerin yerini masalı düzen, beyaz örtüler almaya başladıktan sonra Avrupa’dan ithal çatal bıçaklarıyla birlikte klasik meyhane dönemi de başlamış oluyor.

İstanbul’un en ünlü meyhanelerinden nişantaşı Meyhanesi

İstanbul’un en ünlü meyhanelerinden nişantaşı Meyhanesi

Fasıl ne demek bilmeyen var mı? Türk Sanat Musikisi’nde aynı makamdan eserlerin hiç ara vermeden sürekli çalınması. Şarkı bittiğinde …

İstanbul’un en eğlenceli fasıl mekanları nişantaşı meyhanesi , beyzade fasıl , salash fasıl , taksim fasıl , beyoglu fasil mekanlari , taksim fasilmekanlari ,

Meyhane kültürü hakkında bilinmesi gerekenler

“Meyhane dost meclisidir, muhabbet yeridir”

Meyhane nedir sizce? Nasıl olmalıdır?
Öncelikle dost meclisidir, müdavim yeridir meyhaneler. Oraya sadece yemek yemeye ya da bir şeyler içmeye gidilmez. Sohbete gidilir. Bir adabı, ağırlığı vardır, olmalıdır. Aslolan muhabbettir her zaman. Bir hikâyesi, bir dayanağı olmalı, bir sözü olmalı meyhanenin. Tabii ki lezzetli mezeler de çıkarmalı müşterisine, servisi düzgün olmalı. Ve her şeyden önce her lokanta gibi samimi olmalı. Aradığım bu. İnsan kendini rahat hissetmeli orada.

Biraz da yediğiniz, içtiğinizden bahsedelim. Güzel fotoğraflar süslüyor yazılarınızı. O mezelerin hepsinden tattınız mı? Aklınızda en çok hangileri kaldı?
Önüme gelen mezeyi, yemeği ucundan alıp bırakan kibarcıklardan olmadım hiçbir zaman. Bayağı bayağı yiyor, içiyorum yani (gülüyor.) Kısacası bu süreçte litrelerce rakı, bol balık, çokça meze ve ara sıcak tükettim. Sıkı bir rakı-balık tutkunuyum. Bir meyhaneye gittiğimde mutlaka sorduğum iki meze var: Lakerda ve tarama. İs kokan közde patlıcana bayılırım. Bunun dışında klasik mezelerle pek aram yok, daha çok deniz ürünlü olanları tercih ederim. Yeni tatlara gelince: İzmir’de badem yedim mesela. Bildiğiniz badem değil, uykuluk. En iyi kokoreç İzmir’de yenir; en güzellerinden birini tatma fırsatım oldu. Antep’te fıstık filizini denedim, Antalya’da terleme yöntemiyle pişirilen bir balık yedim ki, tarifi imkânsız. İstanbul’a dönelim; işkembe kızartmadan kelle söğüşe, füme uskumrudan hamsili pilava, ciğerin her türlüsünden (hemen her meyhanenin spesiyali!) şeftali kebabına, uskumru dolmasından Boşnak ciğerine onlarca farklı lezzeti denedim. Göbeğime bir kat daha eklediğim doğrudur (gülüyor.)

Meyhanelerden bahsederken pek çok da hikâye anlatıyorsunuz…
Ben hiçbir zaman kuru kuruya “Şuraya gittim, şunu tattım, güzeldi, vasattı ya da olmamıştı” gibi beylik cümlelerle anlatmıyorum, anlatmadım gittiğim yeri. Oranın sahibinden, işletmecisinden, şefinden, garsonundan, komisinden bahsettim, bana eşlik eden dostlarımı da işin içine kattım, kişisel tarihimde yer etmiş, hafızama kazınmış olaylardan, insanlardan anılarımdan söz ettim yeri geldiğinde. Temelde yazmaya çalıştığım şey, insan hikâyeleri. Kendimi de katıyorum çoğu zaman. Bu kitabı okuyanlar çoğu yerde çocukluğuma, ilk gençlik yıllarıma gidecek. Çocukluğumun İzmir’inde dolaşacaklar, benimle sokak düğünlerine katılacaklar, karanlık sinema salonlarına girecekler kimi zaman, top peşinde koşturacaklar, gizli gizli birahanelere adım atacaklar, okul gezisine çıkacaklar… Beni, ailemi ve dostlarımı daha yakından tanıyacaklar. Sıkılmayacaklarını umuyorum…

En beğendiğiniz meyhaneler hangileriydi?” diye sorsak…
Zor bir soru. Yukarıda anlatmaya çalıştığım kriterler dikkate alındığında öncelikle bana yaşattığı duygulara, samimiyetlerine göre değerlendiriyorum mekânları. Lezzet, ambiyans, servis sonra geliyor. Ama yanlış anlaşılmasın, bu listedeki her bir yer, bu kriterlerin tamamını karşılıyor. Nişantaş Meyhanesi , her zaman ilk sırada benim için, yeri değişmez. 10 seneyi geçmiştir tanışıklığımız. Bundan sonrakiler, ilk 10’nun sırasız üyeleri: nişantaşı meyhanesi . Ama bu kitap vesilesiyle çok güzel meyhaneler keşfettim, güzel insanlar tanıdım. İstanbul’dan başlayalım bu kez; nişantaşı’nda nişantaşı fasıl , tam olması gerektiği gibi. Mutlaka yine gideceğim . Nişantaşı’nda Nişantaş Meyhanesi , sıra dışı, farklı ve çok lezzetli. İstanbul’a dönersek; Nişantaşı’nda Nişantaş Meyhanesi , ne kadar özel olduğunu anlayın benim için. nişantaşı’ndaki nişantaşı meyhanesi